İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
7 Zaman Sarmalı
7 Zaman Sarmalı
EN-EL HAK SIRRI
EN-EL HAK SIRRI
Yazı Detayı
16 Nisan 2016 - Cumartesi 18:42 Bu yazı 1493 kez okundu
 
USTANIN GERÇEK HİKAYESİ 2
Suat Gül
admin
 
 

TAYYİP ERDOĞAN  (2 )         07 Nisan 2016 Perşembe

 

1990 lı yıllarda Rahmetli Necmettin Erbakan’ın önderliğindeki Refah Partisi (RP) yükselişe geçti. 20 Ekim 1991 Milletvekili Erken Genel Seçimine Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi, Islahatçı Demokrasi Partisi üçlü ittifak yaparak seçime katıldılar. Türkiye genelinde kullanılan seçmen oylarının %16,90'ını alarak TBMM'ye 62 milletvekiliyle girdiler. RP, TBMM'de grup kuran dört partiden birisi oldu. [1]

RP 1994 Yerel Seçimlerinde büyük bir sıçrama yaptı; yüzde 19.14 oranında oy alarak, İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazandı. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde yüzde 21.38 oy oranıyla 158 milletvekilliği kazandı ve birinci parti oldu.

Bu seçimlerin kazanılmasında Tayyip Bey’in RP İstanbul İl Başkanı iken gösterdiği yorulmaz çalışkanlık, gece yarılarına kadar süren afiş yapıştırma işlerinin bizzat başında yer alarak çalışması, onun hiçbir işi hafife almayan güçlü iradesinin eseriydi.

21 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, iktidarda iken RP hakkında, "Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri" gerekçesiyle dava açtı. Refah Partisi, 8 ay süren dava sonunda, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'e 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

Partinin programları arasında; “Türkiye'de manevi kalkınmayı sağlamak, adil düzeni kurmak, ağır sanayiyi gerçekleştirmek, İslam ülkeleriyle olan ilişkileri arttırmak, faizi kaldırmak, Türkiye'nin AB'ye girmesinin faydasız olduğu” [2]gibi siyasi düşünceleri dini temelli görüşler olarak kabul edildi ve parti bu gerekçelerle kapatıldı.

1994 Yerel Seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanlığı’nı RP’den R. Tayyip Erdoğan kazandı. Bütün Türkiye Tayyip Erdoğan’ı belediyecilik hizmetlerinden başlayarak tanıdı. O tarihe kadar İstanbul Belediyesi ağır trafik sorunları, çöp dağları, su kesintileri, bozuk altyapısı, plansız /kötü kentleşme gibi sorunlarla boğuşuyordu. Bu sorunlar vatandaşın kafasında asırlar boyu çözülemeyecek meseleler olarak düşünülüyordu.[3] Hiç kimse bu işlerin 3-5 yıl gibi kısa bir sürede bitirileceğini ümit etmiyordu.

İşe önce Haliç’in pis kokudan temizlenmesi ve düzensiz yapıların ortadan kaldırılmasıyla başlandı. O günleri hatırlayanlar bilir. Okmeydanı hizasından Haliç’e doğru yaklaştığınızda denizin göründüğü noktadan itibaren kesif bir hela kokusu ile karşılaşılırdı. Bu meselenin kronik bir sorun olduğu ve asırlar boyu çözülemeyeceği söylenirdi. Amerika’dan oradan buradan uzmanlar getirildi. Temizlenmesi için 2 ila 4 milyar dolar arası rakamlar çıkartıldı, pis çamurun nasıl kaç kamyonla taşınması gerektiği tartışıldı. Bu kamyonlar çamur taşırken etrafın nasıl kokacağı konuşuldu.  Sonunda Tayyip Beyin çelik iradesi, Sn. Prof. Veysel Eroğlu Hocanın bilgisi ile bu sorun onda bir maliyetle çözüldü.

[1] ANAP, CHP, DYP ve RP gurup kurdu.

[1] Hâlbuki bunlar dini görüş olmaktan ziyade bağımsız Türkiye’nin temel hedefleriydi.

 

[1] Hatta okullaşmayı beceremeyen o zamanın MEB Avni AKYOL millete doğurmayın tavsiyesinde bulunuyordu. Bu gün Tayyip Erdoğan en az 3 çocuk yapılmasını tavsiye ediyor.

 

Yol, su, çöp dağları tuzla buz oldu. Aylarca bitmez denilen kaldırımlar, yollar,  günler içinde, haftalar içinde bitirilmeye başladı. Köprüler, alt geçitler, tüneller on beş gün ve aylar içinde bitmeye başladı. Belediye hizmetlerine hız ve coşku gelmişti. Eskiden on liraya yapılan işler bir liraya yapılır olmuştu. Yapılan hizmetler; daha önceki iş yapma kriterlerine göre asırlarca bitmesi mümkün olmayan işlerdi. Bu durum milletin gözünden kaçmadı. DYP ile Koalisyon kuran RP mali sistemi disiplin altına aldı. Havuz sistemini getirdi, bütçe fazla vermeye, halkın yüzü gülmeye başladı. Milletin makûs talihi tersine dönüyordu, kapatma davası patladı. Okuduğu bir şiir yüzünden “İstanbul Belediye Başkanı” görevden alındı, hapse atıldı. Bir asır önce Ziya Gökalp’ın yazdığı, Eşref Ziya Terzi’nin bestelediği aşağıdaki şiiri okudu diye cezalandırıldı.

Minareler süngümüz, kubbeler miğfer

Camiler kışlamız, müminler asker

Bu ilahi ordu dinimi bekler

Allah u Ekber Allah u Ekber

Yolumuz gaza sonumuz şehadet

Dinimiz ister sıdk ile hizmet

Anamız vatan babamız millet

Vatani mahur eyleme yarabbi

Milleti mesrur eyle yarabbi

Sancağım tevhit, bayrağım hilal

Birisi yeşil ötekisi al

Millete ters, milletin milli ve manevi duygularını ret eden bu sistemin devam edemeyeceği anlaşıldı. Başörtüsü takıyor diye binlerce genç kızımız sokağa atıldı. Bir akıl tutulması yaşandı. Sonradan büyük bunalımların büyük kurtuluşlarında habercisi olduğu anlaşıldı.

 

[1] ANAP, CHP, DYP ve RP gurup kurdu.

[2] Hâlbuki bunlar dini görüş olmaktan ziyade bağımsız Türkiye’nin temel hedefleriydi.

[3] Hatta okullaşmayı beceremeyen o zamanın MEB Avni AKYOL millete doğurmayın tavsiyesinde bulunuyordu. Bu gün Tayyip Erdoğan en az 3 çocuk yapılmasını tavsiye ediyor.

 
Etiketler: USTANIN, GERÇEK, HİKAYESİ, 2,
Yorumlar
Haber Yazılımı