İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
7 Zaman Sarmalı
7 Zaman Sarmalı
EN-EL HAK SIRRI
EN-EL HAK SIRRI
Yazı Detayı
30 Nisan 2016 - Cumartesi 01:46 Bu yazı 1763 kez okundu
 
RH
Muhammet Eroğlu
 
 

İLK BÖLÜM ( Bu bölüm 1000Kelime sadece diğer bölümler uzuyor )

Şiddetli bir şekilde yağan yağmurun ardında evime doğru gidiyordum. Her tarafım sırılsıklam olmuştu. Simsiyah gökyüzünden akan yağmurun damlaları, yanaklarıma çarpıp yavaş yavaş suratımdan aşağı süzülüyordu. Dudağımda yarım yamalak dumanları tüten sigaram yağan yağmur yüzünden sönmüştü. Yüzüme doğru hafif bir şekilde çarpan rüzgar beni rahatsız etmiyordu. Üşümüyordum. Koyu siyah hırkamın kapüşonunu kafama geçirmiş,  yalnız bir şekilde evime doğru gidiyordum. Kulağımdaki siyah kulaklığımdan çalan şarkı kafamdaki düşüncelerimi siliyor, huzura kavuşmamı sağlıyordu.

       Bugün günlerden cuma idi. Yorucu bir okul günün ardından cumartesi - pazar tatiline giricektim. Okul başlayalı henüz bir hafta olmuş, yeni yeni uyum sağlıyordum. Üzerimde giydiğim siyah bir t-shirt , siyah bir pantalon ve siyah hırkam vardı. Yürümeye devam ettiğim sırada ellerimi ıslak cebime sokarak siyah çizgili, kahverengi cüzdanımı çıkarmıştım. Cüzdanım da Selin'in fotoğrafı vardı. Selin... Lise 1.sınıftayken aşık olduğum o güzel kız. Sarı saçları, mavi gözleri ile ne zaman görsem kendini tekrardan aşık ediyordu. Sanki içinde kayboluyordum. Çok güzel ve tatlıydı. Onun o gülüşü içimi ısıtıyordu. Tek bir sorun vardı ki sevdiğimi bilmiyordu.

Uzun zamandır sigara içiyorum. Neden içtiğimi, nasıl başladığımı bilmiyorum fakat içiyorum işte...

        Adım Akay. Soyadım Duman. Lise 3.Sınıf öğrencisiyim. 1.82 boylarındayım. Simsiyah gözlerim, esmer tenim uzun ve dalgalı siyah saçlarım var. Çenemde büyük bir gamzemin olması beni mutlu ediyor. Küçükken yaşadığım olaylar yüzünden göz kapaklarımdan birisi ovalamaktan düşmüştü. Baygın baygın bakıyordum. Tipimin görüntüsünü bozduğunu düşünmediğim gibi, yakışıklı olduğumu düşünüyorum.

         Farklı bir düşünce sistemine sahip olmaktan ziyade insanlardan nefret ediyorum. İyi insan olduğumu düşünseler bile kendim hakkımda pek fikir sahibi değilim. Kadıköy Anadolu Listesi öğrencisiyim. 491 Puanlık liseye nasıl girdiğimi bilmiyorum. Başarının sırrını '' Akışına bırakmak '' olduğunu düşünüyorum. Pek bir arkadaş çevrem yok. Nihal, Burak, Ayça, Melis hepsi bu kadar. Ve birde sevdiğim dünya tatlısı kız '' Selin! '' Okula sonuncu olarak girdiğim için bana karşı alaycı tavır takınan okulunun artis, züppe öğrencileri de ayrı bir söz konusu...

'' Umutsuz bir insan, fanustaki bir balığın suyunun kurumasına benzer. ''

          Babamın hapiste olması beni derinden üzüyordu. Annem Zeliha onunla görüşmemi pek istemesede her çarşamba okul sonrası babamı ziyarete gider, ona temiz kıyafet ve pastaneden aldığım pastalardan götürürüm. Beni sürekli teselli ederek yanımda oluyor.

          Babam ben 10 yaşındayken iftiraya uğradığından dolayı 7.5 yıl hüküm giymiş. Yaşadığı bu üzücü olay beni yetim bırakmaya yetmiyor. Ben babama inanıyorum. O benim babam. O masum... Babam ocak ayında hapishanede yaşadığı karanlık hayatından çıkıcak. O gün babama kavuşacağım.

'' İnanmalı insan ; Yaşamaya, yaşam dolu olmaya nefes aldığımız sürece mutlu olamazsak nefes almamız neye yarar ki ? ''

Bölüm 1.01

            Hızlanan yağmurla birlikte, ıslanarak eve doğru yürüyordum. Eve kadar kısa bir mesafenin kaldığını anlıyor, durmaksızın yağan yağmurun kafama düşüşünü hissediyordum. Telefonuma gelen mesajla birlikte, sol bacağım titredi. Cebimden telefonumu çıkarır çıkarmaz, yağmur damlalarının telefona gelmemesini sağlamak amacıyla, kafamı iyice telefona eğdim... Arkadaşım Nihalin mesaj yolladığını farketmiştim.

'' Kanka yarın birşeyler yapalım mı ? '' yazııyordu.

            Yağmur yağdığından dolayı telefonuma su gelmesini önlemek amacı ile telefonuma tekrardan siper olmuş, '' Olur. Farketmez. Ne yapacağız ? '' yazarak göndermiştim.

'' Eğer bir şeyi başarmak istiyorsanız, o şeyden asla vazgeçmeyin. Mesela bir umut gibi '' Ben de mutlu olacağım ! ''

           Kısa bir süre yürüdükten sonra cebimde tekrardan bir titreşim hmiştim. Mesaj gelmiş olmalıydı. Evimin kapısına geldiğimden dolayı içime mesajı pek açma isteği doğmamıştı. Üşeniyordum. Üstüm başım sırılsıklam, yapış yapışdım. Cebimden çıkardığım anahtarım ile 2 katlı müstakil evimizin kapısına geldim. Anahtarı kapıya geçirerek  kendi kendime konuşmaya başlamıştım. '' Come on ! Hadii giir ! '' Kısa bir uğraştan sonra koyu siyah ayakkabılarımı çıkartarak kapıyı aralamıştım.

            Hemen solumda büyük bir mutfağımız vardı. Evin alt kattaki diğer bölümleri ; Yatak odası ve salondu. Alt kat beni pek ilgilendirmediğinden dolayı üzerimden çıkardığım siyah hırkamı askılığa asarak üst kata çıkmıştım. Odam her zaman ki gibi dağınıktı. Pek toplama huyum olmadığından dolayı , üzerimden çıkarttığım siyah t-shirtimi yatağın üzerine fırlattım. Pantalonumu çıkardıktan sonra kurukafalı t-shirtimi ve pijamalarımı giydim. Yatağın üzerinde ki çıkardığım kıyafetlerimi alarak dolabıma sıkıştırmıştım.

              (Çoraplarımı çıkarmadan) yatağıma girdiğim zaman mavi ayıcık sembollü yorganımı üzerime çektim. Telefonumu yere bırakmıştım. Tüm günün yorgunluğu üzerimden kalkmıştı sanki. Kendi kendime yatağın verdiği rahatlıktan dolayı sırıtıyordum ki , alt kattan takırtı sesleri gelmişti. Annem gelmiş olmalıydı. Hızlı ve seri bir şekilde yatağımdan fırlayarak alt kata indim. Açılan kapıya doğru başımı yönelttim.

'' Hoşgeldin Anne. '' demiştim. '' Hoşbulduk canııım ! '' diyerek karşılık vermişti. Üzerinden çıkardığı pardesüyü askılığa askılığa asarak içeri girmişti.

              Annem 1.75 boylarında 41 yaşında, kumral düz saçlı bir iş kadınıydı. Hayatı boyunca kendisi tek başına çalışmış, bir market sahibi olmuştu. Babam hapishaneye girince hayata olumsuz bakmamış, beni büyütmüş okutmuştu. Beraber Kadıköyde bir mahallede bir market işletiyorduk. Bazen ona gider yardımcı olurdum. Aylık gelirimiz geçinmeye çok rahat yetiyordu. Annem benim için dünyanın en tatlı kadınıydı. Ama bir şey vardı ki Selin daha tatlıydı.

Bölüm 1.02

'' İçinde kaybolduğum bir umudum var. Umut aslında nefes almak demektir. Umutlu bir insan mutlu olabilir , fakat umutsuz bir insan nefes alamaz. ''

'' Git gide umudunu kaybeden bir insan ; Nefesi kesilen, yok olan bir insandır. Umudu olmayıp umutlu olma belirtisi olmayan bir insan ise zaten çoktan ölmüştür. Eğer mutlu olmak istiyorsanız, umutlu olun ve umudunuzun peşinden koşun... ''

              Annem odasına geçtikten sonra üst kata odama çıkmıştım. Üst kata çıkan merdivenler koyu sarı renkliydi. Beyaz duvarlara sarı renk yakışıyordu. Evimizin şıklığı her zaman ilgimi çekiyor, hoşuma gidiyordu. Yatağıma girdiğimde telefonuma kavuşmuştum. Ekrana baktığımda '' 3 sohbetten 3 mesaj '' yazısını görmüştüm. Telofonumun ekrarına dokunarak şifremi girmiştim.

             Telefon şifrem '' SBS '' idi. SBS ; Selin,Ben,Selin demekti. 3 haneli bu şifrem kolay bulunur gibi görünsede, bulunması çok zordu. Selini sevdiğimi bilen olmadığı için saklayacak hiçbir şeyim yoktu. Mesajları açtığımda Nihal,Selin ve Buraktan mesaj geldiğini görmüştüm.

Nihal '' Kanka yarın okulda buluşalım '' yazmıştı.

Hızlıca '' Tamamdır. Saat kaçta ? '' yazarak geri mesaj atmıştım. Diğer gelen mesaj Selindendi.

Selin '' Selam '' diyerek mesaj atmıştı. '' Selam '' diyerek mesajına cevap yazdım. Sanki onun mesajını okuyunca kalbim çıkıcak gibi oluyordu. 3 Senedir onu seviyordum. Ama hala açılamamıştım.

Son gelen mesaj ise Buraktandı. '' Akay yarın gelicek misin ? '' diye mesaj atmıştı.

'' Evet geliyorum. '' diyerek mesajına karşılık verdim. O kadar çok yorgundum ki telefonumu yere fırlatıp konuşmaktan kaçmıştım. Başımı tavana çevirerek ara ara gelen derin düşüncelerime tekrardan daldım. Aklımda kafamı kurcalıyan derin düşünceler vardı.

            Okulda ki bazı çocuklar bana '' Ruh Hastası '' diyerek laf atıyordu. Çok güçlü olmadığımdan dolayı karşı koyamıyordum. Aslında hiç konuşmazdım. Burak beni sürekli koruyordu. Fakat neden böyle söylediklerini anlamıyordum. Söylenilenler karşısında çaresizdim. Belkide onlara zara vermem gerekiyordu.

             Belkide içimdeki ses '' Ruh Hastasıydı. '' İyi hmiyordum. Kafam o kadar karışıktı ki hayattan memnun olamıyordum. Mutlu olmam için ufak bir sebep bile yoktu.

             Yaşamak için yaşamaktansa , mutluluğu yakalamayı yakalamak daha eğlenceli olduğunu          düşünüyordum. Nedense çoğu zaman mutlu olamazdım.Tüm bu düşüncelerin ardından alt kattan bir sesle irkilmiştim.

'' Oğluum... Yemek hazır hadi aşağı gel '' Annem alt kattan bağırıyordu.

              Yatağımdan fırlayıp, mutfağa doğru yönelmiştim. Kendi kendime '' Eveet. '' diyerek söyleniyordum. Merdiven katlarını indikçe burnuma güzel yemek kokuları geliyordu. Yemeğe oturmuştum.

               En sevdiğim yemek '' Et yemeği '' annem et yemeği yapmıştı. Şanslıydım. Marketimiz olduğundan dolayı genelde istediğim yemeği yiyebiliyordum. Yemeğe oturmuş annemle muhabbet edicektim ki tam o sırada telefonum çaldı. Cebimden telefonu çıkarıp ekranına doğru kafamı çevirdiğim zaman Selinin aradığını gördüm. O kadar heyecanlanmıştım ki ne yapacağımı bilememiştim. Yıllardır Selinle aynı sınıftaydık fakat beni çok nadir arardı. Çok heyecanlığımdan dolayı saçmalıyordum. Annem bu halimi görüp sırıtmıştı. Anneme bakarak '' Geliyorum şimdi :D '' diyerek hızlıca masadan kalkıp odama doğru koştum. Kapıyı kitleyip yatağa oturduğumda telefonu kulağıma getirip kibar ve nazik bir şekilde '' Alo '' dedim...

 
Etiketler: RH,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı